
Dead by Daylight Nicolas Cage DLC Hazırlığında İzlenecek 13 Film

Nicolas Cage, 1996'da Elveda Las Vegas ile Oscar kazandı. Bu film, kendi hayatını mahveden bir adamın ufuk açıcı bir tasviriydi. Ardından Nicolas Cage internetle tanıştı ve bugün bildiğimiz Nicolas Cage oldu. İnternetteki geek ve meme krallıklarının kalıcı bir parçası olan Cage, yakında bir DLC genişletmesinde kilit karakter olarak Dead by Daylight'a geliyor. Cage'in performansı veya karakteri nasıl olabilir? Kariyeri boyunca komikten saygısıza kadar pek çok kişilik sundu ve Elveda Las Vegas gibi filmler onun dramatik yeteneklerini ortaya koyuyor. Öyleyse DLC yayınlanmadan önce izlenmesi gereken önemli filmler listesi yapılabilir.
Yetenekli Bay Cage (2022): Nicolas Cage, Dead by Daylight'ta kendi adını taşıyan bir karakteri oynadığına göre "Nick" Cage olarak kendi tuhaf yönleriyle alay ettiği bir filmden daha güzeli olabilir mi? CIA tarafından işe alınan Cage, süper hayran olduğunu iddia eden birini alt etmek için film rollerini canlandırmak zorunda kalır. Bu meta filmi düşününce Cage'in Dead by Daylight'ın asimetrik yaşam ve ölüm döngüsüne kapıldığını hayal etmek kesinlikle doğru yol gibi görünüyor.
Renfield (2023): Nicolas Cage'in insanları ve nesneleri acayip komik şekillerde öldürmesi kulağına hoş geliyorsa (ve Dead by Daylight'ın katil/kurban konseptini seviyorsan) Renfield harika bir fragman sayılır. Filmin başlangıcında geçmişi gösteren montajda müthiş oyuncu Bela Lugosi'yi yansıtan Cage, Drakula'yı birçok yönden ele alıyor. Christopher Lee'nin (başka bir ikonik Drakula'nın) mirasını taşıyor ve kurbanlarıyla beraber manzarayı da lime lime ediyor. Yetişkin olanlara hitap eden ve meta komedi eserleri taşıyan bu filmde kan neredeyse hiç durmuyor.
Mandy (2018): Issız bir ormanda mahsur kalan Cage, kız arkadaşıyla birlikte sakin bir ormancı hayatı yaşar. Ta ki bir tarikatçı, kız arkadaşını kaçırmaları için iblisleri çağırana kadar. Cage işte o zaman en şiddetli ve etkileyici haline bürünüyor. Bolca çığlık atarak yoluna çıkan herkesi bıçaklıyor, kesiyor ve biçiyor. Neredeyse her sahnede Cage'in yüzüne kan sıçrıyor. Ancak Renfield'ın kan emen ve kusan gayzerlerinin aksine Mandy biraz daha sakin. Buradaki anahtar sözcük, biraz. Ne olursa olsun, Cage'in şiddet filmi çekebildiği kesin. Hem de çok sayıda.

Göster Gününü (2010): Cage'in "Big Daddy" olarak bilinen kararsız antikahraman baba figürü karakteri, Göster Gününü filminin çoğunu, ergen kızını herkesi öldürmeye teşvik ederek geçiriyor. Ona sert yakın mesafe dövüşü ve silahlı çatışmayı öğreten Cage'in, kızının zaferleri karşısında başı dönüyor ve keyifle gülümsüyor. Dead by Daylight'ta Cage'in her gün hayatta kalmaya çalışırken döktüğü kanı böyle yücelttiğini hayal et. Mükemmel bir uyum gibi görünüyor.
G-Force (2009): Cage kendini (veya bir versiyonunu) oynuyor olsa da hâlâ sesiyle de oyunculuk yaptığını aklımızda tutmalıyız. Cage'in seslendirme sanatçılığı yaptığı tek rolü bu değil. Genç Titanlar Filmi'nde Superman'i ve Örümcek-Adam: Örümcek Evrenine Geçiş'te Spider-Man Noir'ı ve diğerlerini oynamış oynadı. Fakat bu, onun için bile alışılmışın dışında. G-Force'ta bir köstebeği canlandırıyor. Denek olarak kullanılan bir grup süper kahraman arasındaki hacker rolünü üstleniyor. Bariz bir gelişme sayesinde Cage klişe yola sapıyor ve sonunda elinden gelen her şeyi yapıyor. Çocuklar için hazırlanmış, eğlenceli bir film ama bu Cage için hiçbir şeyi değiştirmiyor.
Lanetli Ada (2006): İnternette ünlü Nic Cage performanslarından biri olan bu korku uyarlaması, Cage'i içi arılarla dolu tahta bir miğferin içine yerleştirdi ve Cage'in buna haykırışı ünlü oldu: "Arılar olmaz!" Film tam bir fiyasko olsa da saf Nic Cage gülünçlüğü filmi kurtarmaya neredeyse yetiyor. Bazen bir projeye tek gereken budur.
Savaş Tanrısı (2005): Uluslararası silah tüccarı Yuri Orlov olarak Cage, empatiden yoksun ve bu nedenle hiçbir arzusu olmayan bir adamı kusursuz şekilde canlandırıyor. Cage'in Orlov'u yalnızca ihtiyaç duyulduğunda duygu gösteriyor. Kesinlikle işine odaklı bir adam ve yalnızca yasadışı ticaretteki kurnazca anlaşmalarla ilgileniyor. Dead By Daylight gibi her koyunun kendi bacağından asıldığı çok oyunculu bir oyunda zafere ulaşmanın en kesin yolu budur. Tabii ölüme dayalı bir zaman döngüsünde herhangi birinin gerçekten kazandığını düşünürsek.
8 Milimetre (1999): Cage, acımasız bir snuff filminin gerçek olup olmadığını anlamaya çalışan bir dedektif olarak rol alıyor. 8 Milimetre duygusal olarak acımasız bir yapım olsa da Cage'in kasvetli tarafını güzelce yansıtıyor. Yorucu bir meydan okumayla karşı karşıya kalan Cage, 8 Milimetre'nin rahatsız edici havasını yansıtan mutlak bir iğrenme gösteriyor. Mutlak ölümle ilgili bir oyunda, Cage'in bir parçası olmak istemediği bir gerçekliğe baktığını izlemek son derece uygun gibi. Dead by Daylight öncesinde nabız yoklamak için mükemmel bir senaryo olan bu film iğrenç, tüyler ürpertici ve nahoş.
Yüz Yüze (1997): Bu listedeki birkaç filmi atlayan herhangi bir türden bir Nicolas Cage listesi yapmak mümkün olsa da Yüz Yüze her listede bulunmayı hak ediyor. Kötü adam Castor Troy rolündeki Cage, kariyerinin en eğlenceli anlarından bazılarını yaşıyor. Her türlü itibarı sarsan gülünç bir yüz değiştirme konseptini işleyen filmde aşağılık düşüncelerini ve fikirlerini açık ediyor. Ancak Cage ve rol arkadaşı John Travolta, herkesi bunun bir şekilde mümkün olduğuna ikna etmeye yetecek kadar benzer bir oyunculuk sergiliyor. Mükemmele yakın oyunculukları, konunun derinleşmesine ve eğlenceyi mahvetmesine asla izin vermiyor. Cage Dead by Daylight'ta nasıl bir imaj çizerse çizsin, Yüz Yüze her şeyi kapsıyor.
Con Air (1997): Cage'in bir Dead by Daylight turunu kazandığını düşünelim: Aşırı uzun saçlarını rüzgârda savurarak o kusursuz Hollywood gülümsemesiyle ışıldıyor. Bu, ucuz yapım bir film olan Con Air'deki en unutulmaz sahnedir. Cage, kısa süre önce şartlı tahliye edilmiş olan ancak aracın kontrolünü ele geçirmeye çalışan suçlularla dolu bir uçakta mahsur kalan bir karakteri canlandırır. Cage kahraman moduna geçer ve 90'ların en saf aksiyon sineması gösterilerinden biri başlar.

Kaya (1996): 90'larda Nicolas Cage kadar unutulmaz bir aksiyon filmi dokunuşuna sahip çok az oyuncu vardır ve Kaya da en iyi filmlerden biridir. Garip isimli kimyager Stanley Goodspeed'i oynayan Cage, çılgın bir generalin Batı Yakası'na zehirli gaz salmasını engellemek için Sean Connery ile işbirliği yapar. Dead by Daylight'ın Cage'den istediği şey bu ucuz yapım havasıysa Kaya, harika bir referans olabilir. Elton John'un Roketman'inden alıntı yaparak düşmanına gerçek bir roket fırlatır veya neye bulaştığını anladığında öfkeyle "Beni biraz sal!" diye bağırır. Kaya, inanılmaz eğlenceli bir Cage filmidir.
Size de Çıkabilir (1994): Cage'in kariyerinde pek az romantik film var. Bu, Cage'in camp türündeki becerisine odaklanacak bir oyun için uygun. Daha hafif ve daha tuhaf bir film. Gerçek bir öyküden esinlenen bu filmde Cage, bir garsona (Bridget Fonda) piyangoyu kazanırsa ona pay vereceğini vadeder. Muhtemelen de kazanacaktır. Tam Hollywood tarzında olan, neredeyse tamamen peri masalına benzeyen bir romantizme dayanan bu filmde Cage, filmi taşıyan bir enerji sağlar.
Vampire's Kiss (1988): Cage, bu iyi/kötü komedinin en iyi kısmı olsa da film, en az bahsedilen "Cage" performansları arasında yer alıyor. Bir kadın tarafından ısırıldıktan sonra Cage bir vampire dönüştüğüne inanır. Öyle ki bir noktada gerçek ve canlı bir hamamböceği (sahte değil) bile yer. Sahne arkasında, Jennifer Beals ile romantik bir sahneye hazırlanmak için ayak parmaklarına ılık yoğurt bile döktü (gerçekten). Hikâye ilerledikçe Cage'in en iyi çalışmaları arasında olduğuna inandığı birkaç sahne de dahil olmak üzere çok sayıda sahne, stüdyo tarafından silindi. Sahneler hiç görülmemiş olsa da belki birkaçını Dead by Daylight'taki rolünden hatırlar.