
What Remains of Edith Finch'te Aklından Hiç Çıkmayacak 5 Etkileyici Hikâye

What Remains of Edith Finch yaşam, ölüm ve keşfetmek üzerine anlatılan trajik bir öykü. Ana karakter Edith Finch olarak hatıralarla ve gizemlerle dolu bir aile mülkü sana miras kalıyor. Ne yazık ki bu mülk bir lanete sahip: Burada yetişen her akraba burada ölmüş. Ailenin son hayatta kalan üyesi olan Edith, cevaplar ve bir sonuç arayışı için çocukluk evine dövüyor.
Geliştirici Giant Sparrow'un eleştirmenlerce beğenilen macera oyunu 2017'de çıktığı zaman yürekleri sızlattı ve bugün de aynı ölçüde dokunaklı ve güncel. Edith'in hikâyesi doğa üstü unsurlara gönderme yapıyor olabilir ancak Edith'in deneyimlediği sevgi ve kayıp hisleri, evrensel ve son derece somut hisler.
What Remains of Edith Finch hikâyesini, her biri aile üyelerinin zamansız ölümünü yeniden yaşatan bir dizi heyecan verici kısa hikâyeler ile anlatıyor. Bir av gezisinden deniz kenarındaki bir manzaraya, bu anlar tuhaf, abartılı, melankolik ya da nostaljik ruh hallerini yansıtıyor. Her bir akılda kalıcı olsa da oyun sona erdikten sonra aklından hiç çıkmayacak beş öykü var.
Sürpriz kaçıran uyarısı: Bu yazı, What Remains of Edith Finch'teki büyük hikâye unsurlarının detaylarına iniyor. Sürpriz kaçıranlar konusunda endişeliysen bu yazıyı okumadan önce oyunu bitirmeni öneriyoruz.
Calvin'in Hikâyesi
Calvin'in kısa hikâyesi, Finch malikânesinde karşılaşacağın ilk hikâyelerden biri ve son derece sarsıcı. Sam Finch'in ikiz kardeşi Calvin, 11 yaşındayken hem çok azimli hem de çok cesurmuş. Ablası Barbara'nın ölümünün ardından Calvin ve Sam, korkusuz bir şekilde yaşamak için birbirlerine söz veriyorlar.

Bir gün Finch evinin dışında Calvin cesaretini teste tabi tutuyor. İkili yemeği beklerken, Calvin aile salıncağında ileri geri sallanarak tam bir daire çizmeye çalışıyor. En nihayetinde kardeşler yemeğe çağrılıyor ancak Calvin amacına ulaşmak için kalıyor. Oyuncu olarak yiğitliği birinci elden deneyimliyor ve salıncağı elinden geldiğince yukarı çıkarmaya çalışıyorsun. Kontrollere her dokunuşunda çocuk daha da hızlanıyor, daha çok ivme kazanıyor ve daha yükseğe çıkıyor. Salıncaktan gıcırtılı sesler gelirken Calvin yükseliyor, oyuncuyu da okyanus manzarasıyla ve çocuğun küçük ayaklarıyla baş başa bırakıyor.
Ardından rüzgâr artıyor, sarsılma güçleniyor ve kamera neredeyse baş döndürecek kadar bulanıklaşıyor. Calvin mümkün olmayanı başararak bir tam tur atıyor - ardından iki tam tur daha atıyor. Ardından Calvin salıncağın kontrolünü kaybediyor ve düşmek için bacaklarını hazırlıyor. Ancak bunun yerine salıncaktan havalanıyor ve ekran beyaza bürünürken kendini okyanusa fırlatıyor.
Görüntülerin yanı sıra Calvin'in hikâyesini bu kadar trajik kılan şey, Edith Finch'in oynanışı ve anlatımı iç içe geçirmesi. Yıkımın geldiğini görebiliyor ve kendini Calvin gibi akla gelmeyecek şeylere hazırlayabiliyorsun. Ne yazık ki Calvin'in geçmişini kaçınılmaz sonuna kadar takip etmek zorundasın.
Barbara'nın Hikâyesi
Finch malikânesinde Calvin'in odasını ziyaret ettikten kısa bir süre sonra Barbara'nın odasıyla karşılaşacaksın. Calvin ve Sam'in kız kardeşi olan Barbara, 1950'lerde ünlü bir çocuk yıldızmış ve ikonik bir korku filmiyle tanınıyormuş. Barbara'nın çöküşünü anlatan çizgi roman sayesinde oyuncular, o zamanlar 16 yaşında olan Barbara'nın abartılmış öyküsünü deneyimliyor.

Barbara'nın kısa hikâyesinde Barbara'nın ününün nasıl kaybolduğunu izliyoruz. Ancak Barbara yerel bir korku etkinliğine davet ediliyor ve hayran kitlesi için ününü yeniden canlandırmak için burayı kullanmayı düşünüyor. Erkek arkadaşı Barbara'ya etkinlik için çığlığını mükemmelleştirmesi için yardım ederken Barbara'nın babası Sven, Finch ailesinin bodrumunda elektrikli testere ile kendini yaraladıktan sonra hastaneye götürülüyor.
Sven'in dönmesini bekleyen çift, mahallede dolaşan ve korku salan maskeli bir çete ile ilgili TV haberlerini duyuyor. Sanki yerin kulağı varmış gibi bodrumdan bir gümbürtü sesi geliyor. Erkek arkadaşını bodruma gönderen Barbara, onun peşinden aşağı iniyor ve kanlarla, karanlıkla ve maskeli bir adamla karşılaşıyor. Tipik bir korku filminde olduğu gibi maskeli adamın Barbara'nın erkek arkadaşı olduğu ortaya çıkıyor. Ancak gerçek maskeli adamlar eve girdiği zaman oyuncular arka planda John Carpenter'ın Halloween tema müziği çalarken kaçmak zorunda kalıyor.
Barbara'nın hikâyesi, korkunç sonuna rağmen What Remains of Edith Finch'te yer alan diğer hikâyelerden daha abartılı. Barbara'nın hikâyesini bu kadar unutulmaz kılan ise muhteşem bir çizgi film tarzı ve eski korku filmi numaralarına alaycı bir şekilde saygı duruşunda bulunması. Edith Finch, her köşede çeşitlilik sunuyor ve Barbara'nın kısa hikâyesi bunun gerçek bir örneği.
Sam'in Hikâyesi
Sam Finch, erkek kardeşinden ve kız kardeşinden daha uzun bir ömür sürüyor ancak onun ölümü de aynı ölçüde korkunç. Kızı Dawn ile bir kamp gezisine çıkan baba, eski bir şipşak fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekiyor. Oyuncu olarak kamerayı doğru yere odaklayarak arka planda yer alan vahşi doğada etkileyici fotoğraflar çekiyorsun.

Sam ilk olarak tutkulu bir şekilde kitap okuyan Dawn'un fotoğrafını çekiyor. Ardından Dawn'un perspektifine geçiliyor ve Dawn, harita okuyan babasının fotoğrafını çekiyor. Babasından hayatta kalmanın önemi üzerine nasihatler alan Dawn, edebiyatın rahatlatıcılığına sığınarak bu fikri aklından atar.
Baba ve kızın başka dünyaların insanları olduğu oldukça açık. Bu yüzden kısa hikâye birden Sam'in Dawn'a bir av tüfeğini tutması için yardımcı olmasına atladığı zaman gerilim elle tutulur seviyeye çıkıyor. Sondan bir önceki bu fotoğrafta Dawn bir geyiği isteksizce vururken Sam'in kamerasını kullanıyorsun. Oyun son olarak Sam ve Dawn'ın geyiği tuttuğu son kareye geçiyor, hayvan son bir hamleyle kıpırdıyor ve Sam'i uçurumdan aşağı düşmesine sebep oluyor.
Sam'in hikâyesinin bir kadar çarpıcı olmasının altında hem sürükleyici fotoğrafçılık mekaniği hem de Calvin ve Barbara'nın hikâyelerini bilmemiz yatıyor. Kardeşlerine duyduğu ölümsüz sevgi, kızını koruma güdülerinde ortaya çıkıyor. Üzücü bir şekilde Sam kendi hayatını korumayı başaramıyor. İşte Finch ailesinin laneti böyle bir lanet.
Gregory'nin Hikâyesi
Finch ailesinin hikâyeleri arasında Gregory'nin hikâyesi açık ara en yürek burkan hikâye. Henüz iki yaşında olan Gregory, annesi Kay Carlyle eşi Sam Finch ile telefonda konuşurken küvette oynuyor. Çift evlilikle ilgili sorunlarla yüzleşiyor ancak çocuklarına kayıtsız şartsız bir sevgi besliyor. Sam'in ağzından "[Gregory] bizim göremediğimiz şeyler görüyor."

Oyuncular Gregory olarak banyonun duvarlarını şahsen onun gözünden görüyor. Fare ya da oyun çubuğunu hareket ettirerek canlanan bir oyuncak kurbağayı kontrol edebiliyorsun. Küvetteki suda yüzebilir ya da bir düğmeye basarak kurbağayı havaya fırlatabilirsin, bu sırada arka planda Çaykovski'den "Waltz of the Flowers" çalıyor. Bebeğin dizginsiz eğlencesi, Kay'in birkaç adım ötedeki acı dolu konuşması ile taban tabana zıt.
Kay geri dönüyor ve suyu boşaltıyor, hemen ardından Sam'den gelen bir başka arama ile yeniden odadan çıkıyor. Bundan hiç etkilenmeyen Gregory, dört ayaklı arkadaşını kullanarak banyo musluğunu yeniden açıyor ve oyununa devam ediyor. Su yükseldikçe kısa hikâyenin su altı bölümü başlıyor ve Gregory'nin kurbağa dönüşerek borulara doğru yüzmesi ile sona eriyor.
Gregory'nin ölümünün ardından Sam ve Kay boşanıyor. Sam, Kay'e yazdığı bir mektupta o karanlık geceden bahsediyor ve karısından onu affetmesini istiyor. Ancak Gregory'nin kaderini yöneten biz oyuncular için olanları unutmak son derece zor.
Lewis'in Hikâyesi
Bütün bu hikâyeleri geçen bir hikâye varsa o da konserve fabrikası çalışan Lewis'in hikâyesi. Edith'in ağabeyi Lewis, ruh sağlığı ile ilgili uzun süre mücadele etmiş. Durmaksızın dokuz beş çalışarak taşıyıcı bantta somon kesmesi ona hiç yardımcı olmuyor. Lewis'in terapisti, Edith'in annesine yazdığı bir mektupta Lewis'in hayal gücünün ona nasıl hem iyilik hem de kötülük yaptığını açıklıyor.

Oyuncular Lewis olarak konserve fabrikasında somon doğrarken terapistin notlarını dinliyor. Hikâye ilerlerken Lewis'in kendi zihninin sınırlarında aradığı rahatlığı bulduğunu öğreniyoruz. Lewis'in düşünceleri ekranı doldurmaya başlıyor ve renksiz görüntülere renkler ekliyor. Lewis ilk olarak yukarıdan aşağıya ilerleyen bir labirent hayal ediyor ancak dünyası kısa sürede izometrik bir rol yapma macerasına dönüşüyor.
Lewis, bir kanyonda ilerledikten ve sadık bir köpeği sahiplendikten sonra Lewistopia olarak isimlendirdiği bir liman şehrine ulaşıyor. Farklı diyarlardan halklar onun zaferini kutlamak için gelmiş. Hâlâ mutsuz olan Lewis hikâyeye devam ediyor. Lewis bir gemi alıyor ve dünyayı dolaşıyor, yeni şehirler kuruyor ve imparatorluğunu genişletiyor. Hikâye ilerledikçe terapist, Lewis'in düşüncelerinin onu tamamen tükettiğini açığa çıkarıyor, bu da onun işini, evini ve ailesini tamamen unutmasına yol açıyor.
Hikâyenin sonuna doğru Lewis, kendi dünyasının kralı oluyor. Yukarıdan aşağıya ilerleyen bir deneyim olarak başlayan şey, eksiksiz bir 3D macera oyununa dönüşüyor. Ancak perdenin arkasında son bir sahne daha var: Konserve fabrikasında, yüzlerce ölü balık ve saatlerdir durmaksızın çalışan Lewis. Son sahnede Lewis bir taç giydirme törenine katılırken gerçek hayattaki Lewis intihar ediyor.
Edith Finch'teki her şey gibi Lewis'in öyküsü de acımasız ve sarsıcı. Bu hikâye kimseye uzak gelmiyor. Pek çok oyuncu, tatmin olmadığı bir işte çalıştığı için ya da bir amaca sahip olmadığı için hikâye tanıdık geliyor. Ancak Edith'in yolculuğu, geçmişten ders çıkarmanın ve gelecekle yüzleşmenin, karşılaştığımız ne olursa olsun, önemli olduğunu gösteriyor.