Haberler

Prince of Persia: The Lost Crown, yeni bir gelecek çizmek için 2D geçmişinden ilham alıyor

S
Steven T. Wright
8 Oca 2024

Serinin tartışmasız en beğenilen oyunu Prince of Persia: The Sands of Time'da oyuncular hikâyede her yanlış ilerlediğinde, Prens onları sözlü şekilde düzeltiyor. Prens, her "Oyun Bitti" ekranında "Bir dakika, böyle olmamıştı." tarzı bir yorumda bulunuyor.

Prince of Persia, geçmiş ile sıkı bir bağı olan, adeta zamanın geriye aktığı bir seri. Prince of Persia'nın geleceğini belirlemek isteyen Ubisoft ise tamamen farklı bir yol izleyerek serinin en beğenilenlerinden esinlenen Metroidvania türünde bir oyun geliştirdi.

Yakın zamanda Prince of Persia: The Lost Crown ile seriyi tekrardan hayata geçirecek olan Ubisoft, oyunun 2D kökeninden esinlenmiş ve ayrıca birkaç detay eklemiş.
 

Onurla taşınan bir miras


Serinin on yılı aşkın bir süre sonundaki ilk yeni oyunu The Lost Crown, büyük bir sorumluluk taşıyor. Bu sorumluluğun oldukça farkında olan Ubisoft Montpellier Kıdemli Yapımcısı Abdelhak Elguess; ekibin önceki oyunlardan, özellikle de The Sands of Time ve serinin 1989 yapımı ilk oyunu Prince of Persia'dan fazlaca ilham aldığını söylüyor.

"Prince of Persia ismini devam ettirmek, özellikle de zaman ve akrobatik dövüş konularını ele almak bizim için önem taşıyordu." diyor Elguess. "Deluxe sürümünde bile [The Sands of Time'ın devam oyunu olan] Warrior Within'i özel bir kostüm ile onurlandırdık."

The Lost Crown her ne kadar önceki oyunları taçlandırsa da, Elguess bu oyunun seriye yeni bir yol çizeceğini söylüyor. "Prince of Persia oyunlarında yaşadığımız duyguları el üstünde tutan yeni bir oyun." diyor Elguess.
Prince of Persia: The Lost Crown 2
The Lost Crown ilk bakışta mevcut Prince of Persia oyunlarından birçok bakımdan farklılık gösteriyor. Oyun, yapımcı Jordan Mechner'ın önderliğindeki küçük bir ekibin 1989'da geliştirdiği ilk Prince of Persia'nın 2D platform türünü tekrardan hayata geçirerek 3D çevre ve sanat unsurlarıyla bir araya getiriyor. Oyuncuların doğrusal bir şekilde ilerlediği bu klasikleşmiş oyunun aksine The Lost Crown, Metroidvania alt türünün karmaşık keşfetme sistemini ve detaylı savaş mekaniklerini içeriyor ve kendine has bir kimlik oluşturmaya çalışıyor.

Elguess bu değişimin seriye "doğal bir şekilde" uyum sağladığından bahsediyor. "2D kamera oyunu bütünüyle etkiliyor. Savaş ve platform mekaniklerini, özellikle de keşfetmeyi... [Oyuncuların çevredeki] unsurları rahatça ayırt edebilmesi, daha detaylı ve 'ritmik' bir platform deneyimi sunabilmemizi sağlıyor. Savaş mekaniklerinde de aynı durum geçerli. Ayrıca iç içe yapılandırılmış dünya ve harita, oyunculara sürükleyici bir keşif deneyimi sunuyor." şeklinde aktarıyor Elguess.

Metroidvania tarzının geliştiricilere yaşattığı birtakım zorluklar da var. Metroidvania'yı "geliştirmesi zor bir tür" olarak tanımlayan Elguess, Ubisoft'un oyuncuların özgürlüğüne saygı duyduğunu ve bunu yaparken haritanın uçsuz bucaksız köşelerinde kaybolmalarını önlemeleri gerektiğinden bahsediyor. Ekip, oyuncuların The Lost Crown hikâyesini tecrübe ederken aynı zamanda oyun boyunca kendi rotalarını çizebilmelerini sağlamak için elinden geleni yapmış.
 

Yeni bir sayfa


Serinin yaratıcısı Jordan Mechner da The Lost Crown'ın keşif odaklı bu modern oyun türüne yönelimini desteklemekte. Orijinal Castlevania ve Metroid oyunları 1989 yapımı Prince of Persia'dan daha önce çıkmasına rağmen o zamanlar "Metroidvania" diye bir terimin var olmadığından bahsediyor Mechner.


"O zamanlar bu oyunları aksiyon-macera veya platform oyunu olarak adlandırırdık." diyor Mechner. "Oyun türleri günümüzde olduğu kadar detaylı değildi. Ben de Prince of Persia'yı aksiyon, bulmaca, keşfetme unsurları olan hikâyeli bir oyun olarak tasarlamıştım. İşte bu yüzden The Lost Crown, serinin kökenine saygıyla yaklaşan bir oyun."

Çoğu oyuncunun Prince of Persia'yı aslında bir 3D oyun serisi olarak tanıdığının farkında olan Mechner, serinin 2D kökeninin hiçbir zaman unutulmadığından da bahsediyor. İlk Prince of Persia oyununu ebeveynleriyle, akrabalarıyla ve hatta kendi çocuklarıyla oynadığından bahseden insanlarla sık sık karşılaştığını söylüyor.
Prince of Persia: The Lost Crown 3
Mechner, The Lost Crown'ı seride "yeni bir sayfa" olarak tanımlıyor ve yeni jenerasyon oyuncuları Prince of Persia ile tanıştıracağını söylüyor. Ayrıca Ubisoft'un geliştirdiği The Sands of Time'ın yeniden yapım oyununun Montreal'de geliştirme aşamasında olduğundan bahseden Mechner, "Oyuncuların zevkleri, yaşları ve tarzları öylesine çeşitli ki, farklı tarzdaki oyunlar birbirini tamamlayıp bir arada var olabiliyor."

Mechner The Lost Crown'ın yapımında etkin bir rol oynamasa da, oyunun yapım ekibinde yer alan isimlerle geçmişte gün yüzü görmeyen bazı Prince of Persia oyunlarında birlikte çalışmış. (Kendisi 2024'te İngilizce yayımlanacak olan hikâyeli otobiyografi kitabı Replay'de bu projelerden detaylı olarak bahsediyor.) "Yeteneklerine ve bu Prince of Persia oyununa verdikleri özveriye güveniyorum. En başından beri de destekliyorum." diye aktarıyor Mechner.
 

Türlerin değişimi


Serinin son çıkan oyunu 2008 yapımı Prince of Persia'dan beri Metroidvania alt türü, yıllar içinde muazzam popüler bir hal aldı. Hollow Knight, Bloodstained ve Ori gibi serilerden sonra Ubisoft'un ilham almasından daha doğal bir şey yok. Elguess, Metroid Dread oyunundaki 3D kullanımına özellikle dikkat çekerek, Ubisoft'un da The Lost Crown'da 3D unsurları güvenle kullanabilmesine yardımcı olduğundan bahsediyor.

Oyunlar arasında etkileşimlerin geliştirme aşamasının kaçınılmaz bir parçası olduğundan bahseden Elguess, stüdyonun oyunda genel anlamda özgün bir iş çıkarmak için çabaladığını belirtiyor. "Bu türde bir oyun yaparken bu yapıyı kullanan diğer oyunlardan etkilenmek kaçınılmaz..."

"Oyunculara özgün ve yeni bir şey sunabilmek için önce türün diğer oyunlarını derinlemesine anlamak gerekiyor. Oyuncuların bu türde beklediği birtakım detayları da gözden kaçırmamak gerekiyor." diye ekliyor Elguess. "Bizim için hep önemli olan şey; bu türe aşina olmayan oyunculara bir şekilde rehberlik edecek özgün araçlar ekleyerek oyunu olabildiğince ulaşılabilir kılmak oldu. Oyuncuların zekâsına değer veren son derece modern bu oyun türü, olabildiğince fazla oyuncuya hitap edebilmeli."
Prince of Persia: The Lost Crown 4
Savaş mekanikleri konusunda ise Ubisoft, The Lost Crown'daki 2D kılıç dövüşlerinin günümüz 3D oyunlarındaki gibi yoğun ve derinlemesine detaylı olduğundan emin olmak için elinden geleni yapmış. Mechner'ın deyimiyle akıcı animasyon ve kontroller, en başından beri Prince of Persia'nın kimliğini belirleyen unsurlar oldu. "Kontrol cihazı aracılığıyla karakter ile bir ritim ve ahenk içinde olma hissiyatı" da bu unsurlardan biri. Elguess, oyuncuların bunu The Lost Crown'ın henüz başlarındayken fark edeceğini umduklarını söylüyor.

"Bir Mantikor ile destansı bir savaş verdiğiniz esnada 2D kameranın hiçbir önemi kalmıyor. Düşmanın hareketlerini dikkatle takip ederken Pers mitolojisini tecrübe ediyor, anı yaşıyorsunuz..." diye ekliyor Elguess. "The Sands of Time ve ilk oyun Prince of Persia'da tecrübe edilen heyecanlı anları dikkatle ele alıp modern bir şekilde sunmak için 2D kamera bize bir engel teşkil etmedi. Hem demo sürümde hem de oyunun kendisinde oyuncular bunu hissedecek."

Ubisoft'un bu amaçları yerine getirmek için spesifik olarak neye başvurduğunu sorduğumuzda Oyun Direktörü Mounir Radi, ilham kaynağı olarak dövüş oyunlarından bahsetti. "[The Lost Crown'daki] Dövüş sisteminde, özellikle Street Fighter ve Smash Bros. gibi modern dövüş oyunu serilerinden esinlendik..." diyor Radi. "Bu oyunlardaki dövüş sistemindeki amaç, oyunculara her biri belirli amaca hizmet eden sınırlı sayıda araç sunmak. Bu dövüş sistemlerindeki derinlik; bu araçların kullanımıyla değil, birbiriyle birlikte kullanımlarıyla ortaya çıkıyor."
 

İşleyen saat


Günümüze dek zamanda yolculuk ve zaman manipülasyonu unsurları her zaman Prince of Persia'nın ayırt edici özelliklerinden biri oldu. The Sands of Time'daki zamanı geriye akıtma ve 1989 yapımı orijinal oyundaki zamanı yavaşlatma, bunun başlıca örneklerinden.

The Lost Crown'da bu gelenek, Simurgh isimli bir karaktere bağlı yetenekler olarak devam etmekte. Bu yetenekler, ana karakter Sargon'un zaman ve mekânı kontrol edebilmesini sağlıyor. Örneğin, Shadow of Simurgh (Simurgh'un Gölgesi) yeteneği, Sargon'un gölge silüetini belirli bir noktaya bırakabilmesini ve daha sonra tek tuşla geri dönebilmesini sağlıyor. Ayrıca The Lost Crown'da Sargon'un üzerinde ilginç bir etkisi olan "zaman anomalileri" bulunuyor.

"[The Lost Crown'da] Farklı olan şey, kontrolün her zaman oyuncunun elinde olması," diyor Elguess. "Bu, farklı şeyler denemelerine ve stratejiler geliştirmelerine olanak sağlıyor."

The Lost Crown'ın başlıca özelliklerinden biri de gerçek Pers mitolojisini hem hikâye hem de estetik açıdan ele alma şekli. Binbir Gece Masalları'ndan esinlenilen seride daha önce de Pers mitolojisine yer verilmişti fakat Mechner, The Lost Crown'da Simurgh (Zümrüdüanka) veya görünmez cin devlerinin yaşadığı düşünülen Kaf Dağı gibi daha belirgin referanslara yer verildiğinden bahsediyor. Estetik konusunda ise Elguess, Ubisoft sanatçılarının Pers kaligrafisini The Lost Crown'ın anime-manga tarzı sanat anlayışına uygun bir şekilde yeniden yorumladığını söylüyor.

Mechner ve Ubisoft, The Lost Crown'dan sonra gelecek Prince of Persia projelerinin detayları hakkındaki sessizliğini koruyor.

Ayrıca orijinal Prince of Persia oyununun modern platformlarda daha erişilebilir olmasını isteyen oyuncuların varlığından bahseden Mechner, bu konudaki çalışmalarda "neredeyse tüm parçaların yerine oturduğunu" söylüyor. Yakın zamanda çıkan Digital Eclipse projesi The Making of Karateka'dan (yönettiği bir başka klasik oyun) bahseden Mechner, oyunların nasıl saklanabildiğine dikkat çekiyor ve Prince of Persia'nın da mümkünse böyle değer görmesini istediğini söylüyor. Ayrıca tabii, The Sands of Time yeniden yapımının hazır olduğunda yayınlanacağı için de oldukça heyecanlı.

Prince of Persia: The Lost Crown 18 Ocak 2024'te Epic Games Store'da.