
Haberler
Transport Fever 3, ayrıntılara gösterilen özenle etkileyici bir deneyim vaat ediyor
C
Charlie Wacholz
Transport Fever 3'ün birinci elden demo deneyimine cesur bir tavırla (ve Köln'ün 9 numaralı tramvayına binmiş olmanın taze heyecanıyla) atladım ve oyunun karmaşık kontrol şemasını ve şaşırtıcı derecede kapsamlı ölçeğini biraz karışık bulmuş olsam da nihayetinde, Urban Games'in dördüncü ulaşım imparatorluğu oyunundan oldukça etkilendim. Kıdemli CG sanatçısı Daniel Guimard'dan kısa bir özet dinledikten sonra bu kapsamlı simülatörü keşfetmek için yaklaşık 20 dakikalık bir sürem vardı.

Transport Fever serisi, şehirlerin yaşam kalitesinin artırılması ve büyümesine yardımcı olmak için simüle edilmiş kentsel ve endüstriyel ortamların optimize edilmesine odaklanıyor. 1900'den günümüze kadar uzanan bu oyunda, araçlardan çevre tasarımına kadar özenle ele alınan detaylar beni gerçekten büyüledi. Onlarca yıllık otobüslerin, trenlerin ve daha fazlasının gerçekçi bir şekilde yansıtılmasından nem, günün saati gibi değişimlere tepki veren, hatta gerçek bir yıldız haritasına sahip olan gökyüzüne kadar her şey ince bir şekilde düşünülmüş. Gerçekliğe bu denli gösterilen bağlılık, Urban Games'in Transport Fever 3'ü geliştirme stratejisindeki ana odak noktasını oluşturuyor.
Örneğin sunumu sırasında Guimard, tren hattının yolcu sayısını artırmak ve endüstriyel üretimi desteklemek için bir fabrikanın yakınlarına bir tren istasyonu inşaat ediyordu. Tek seferde daha fazla kişinin geçmesine imkân tanıyan daha büyük bir peron kurmadan önce, istasyon verimliliğinin küçük bir peronla nasıl gözükeceğini bize gösterdi. Serinin önceki oyunlarında, peron boyutları yalnızca görsel bir ayrıntıdan ibaretti. Transport Fever 3, şehrin her noktasında hem görsel hem de mekanik anlamda değişikliklerle doldurulmuş gibi gözüküyor. Mesela artık farklı yükseklikler ve ekosistem türleri, hangi endüstrilerin dallanıp budaklanacağını etkiliyor.
Oynadığım demo, ulaşımdan ziyade genel olarak endüstriyel altyapı tasarımına odaklanıyordu ama yine de şehir planlama konusundaki açlığımı gidermenin bir yolunu bulmayı başardım. Küçük bir kasabanın yakınlarında işleri pek de iyi gitmeyen bir maden vardı ve herhangi bir değişiklik yapmadığım takdirde işletme beni faaliyetlerini durdurmakla tehdit ediyordu. Ben de buna karşılık olarak şehrin uygun yerlerine birkaç otobüs durağı yerleştirdim, taş ocağına da bağlanan bir konut ve alışveriş bölgesinde durakları olan bir hat çalıştırdım ve birden fazla ekonomik bölge arasında daha yüksek bir trafik oluşturdum.
Güzergâhın büyük bir kısmı yerleşim bölgesinden geçtiği için aracımı seçerken yerel halkı rahatsız etmemeye özen gösterdim. En sonunda 1950'ler ve 1960'larda Paris'te kullanılmış, bilim kurgu filmlerinden fırlamış gibi görünen Citroën U55 Currus Cityrama modelini seçtim, araştırmanızı şiddetle öneriyorum zira bu model benim şu ana kadar gördüğüm en havalı otobüs tasarımına sahip. Bu otobüsün retro ve fütüristik görünümü beni kendine çekmiş olsa da topluma en iyi şekilde hizmet edebilmek için seçim yaparken daha çok hız, konfor, gürültü ve kirlilik değerlerini göz önünde bulundurdum. Bu karar beni biraz borç bataklığına soktu ama her bir kasaba sakini kendisine özel bir mutluluk göstergesine sahip olduğu için uzun vadede değerli bir yatırım yaptığımı düşündüm.
Tuhaf bir şekilde, farklı ulaşım sistemlerine ve endüstrilere yatırım yaparken risk ve ödül arasında denge kurmak bana en sevdiğim roguelike oyunları anımsattı; aradaki tek fark temponun biraz daha yavaş olmasıydı. Yine tıpkı iyi bir roguelike oyunundakine benzer şekilde Transport Fever 3'ün farklı endüstrileri, birbirlerini destekleyebiliyor veya birbirlerine köstek olabiliyor; bu da neredeyse oyunu kazandıran bir roguelike stratejisinde güç patlamalarının birbirini tetiklemesini andırıyor. Guimard bu konuda bir örnek göstermek için gübreyi kullandı. Gübre, tarım endüstrilerinin hızını ve üretimini artırabiliyor fakat aynı zamanda onu elde etmek için de gelişmiş bir kimya endüstrisi kurmak gerekiyor.
İşin ne kadar derinlere indiğine şaşırarak bir saat boyunca not aldıktan ve fal taşı gibi açık gözlerle sunumu izledikten sonra bile oyunun sunduğu şeylerin yüzde birini bile zar zor görmüş gibi hissediyorum. Bir şehircilik ve ulaşım meraklısı olarak, tüm günümünü bu demoda toplumumu 21. yüzyıla taşımak için en iyi şehirler arası güzergâhları inceleyerek ve mahalleleri tasarlayarak geçirebilirdim.
Toplu taşıma imparatorluğunun 2026'da yayınlanması bekleniyor. Daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız Epic Games mağazasındaki Transport Fever 3 sayfasına göz atabilirsiniz.
