
Makale
Cronos: The New Dawn gamescom deneyimi, âdeta The Thing, Dead Space ve benzerlerine yazılmış bir aşk mektubudur
A
Alyssa Mercante
Cronos'ta, sadece Gezgin (Traveler) olarak bilinen yüzsüz ve isimsiz bir kadın, gizemli işvereni için ortaya çıkarması gereken insanları aramak üzere Polonya'nın bu külle kaplı versiyonunda ilerliyor. "Aslında Gezgin hakkında pek bir şey bilmiyorsunuz," diyor eş-oyun yönetmeni Wojciech Piejk. "Onun soğuk, oldukça katı, neredeyse militarist ve hatta robotik olduğunu biliyorsunuz; fakat onu ve yolculuğunu algılama şekliniz, oyunun sonunda dramatik şekilde değişiyor."
Ama başlangıçta onu sadece Gezgin olarak biliyorsunuz ve neyi neden yaptığına dair hiçbir fikriniz yok. Dahice bir şekilde, Cronos'un soğuk açılışı size önemliymiş gibi görünen bazı kararlar aldırıyor fakat bunların nasıl sonuçlanacağını belirsiz bırakıyor.
"Konuşmayacak olanların iradesini dinle" diye sesleniyor bir ses oyunun başında. Sonra, siyah beyaz haber görüntülerinden hızlı kesitler geliyor; aralarına dünyaya çakılan bir uzay gemisinin sesleri serpiştirilmiş patlamalar, gaz maskeleri, ölüm... "Lazarus protokolü devreye sokuldu" diyor mekanik bir ses, ardından bana selefimin (artık her kimse) öldüğünü ve onun yerine geçeceğimi söylüyor. Gezgin'in önündeki bir monitörde her biri için yalnızca iki seçenek bulunan Rorschach testleri beliriyor. Ardından "amacın nedir" gibi birkaç basit soru çıkıyor fakat oyun, "yolu açmak" veya "onları geri getirmek" gibi yalnızca muğlak cevaplar sunuyor. Hikâyesini henüz hiç bilmediğim bir oyunda bu seçimlerin beni nasıl etkileyeceğini çözmeye çalışarak her birinde uzun uzun oyalanıyorum.
"Bence oyuna böylesine soğuk bir açılış yapmakla bir risk aldık" diyor Piejko. Ve bu risk karşılığını veriyor.
Sonuncusu kelime çağrışımlarına dair hızlı bir tempo gerektiren bu soruları bitirdiğimde, külle kaplı bu karanlık Polonya'yı keşfetmek için sabırsızlanıyorum. Control'deki Jesse Faden'ın silahı gibi şekil değiştirebilen bir tabanca ile selefinizin kalıntılarını aramak için bu ıssız diyara adım atıyorsunuz. İlk başta, çatlaklardan sıkışarak geçerken, terk edilmiş evlerde erzak ararken ve küçücük envanterinizi yönetirken kendinizi bir Resident Evil ya da Dead Space oyunundaymış gibi hissediyorsunuz; fakat düşmanlarla savaşmaya başladığınız anda Cronos ilham kaynaklarıyla farkını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Cronos'taki düşmanlar Yetimler (Orphans) olarak biliniyor. Bu iğrenç uzantıları bulunan sümüksü, insanımsı canavarlar başta tanıdık gelse de aslında tamamen farklılar. Bu mutasyona uğramış canavarları parçalarına ayırmıyorsunuz. Başlangıçta bir Yetim'i indirmek oldukça basit görünüyor; kapıyı kırıp üzerime atlayan ilkini birkaç mermiyle yere seriyorum (tam da gitmem gereken yolu açıyor). Fakat daha sonra fark ediyorsunuz ki John Carpenter'ın The Thing filminde olduğu gibi bu yaratıklar birleşip iğrenç, devasa bir kütle haline gelebiliyor. Eğer Yetimlerin kalıntılarını yok etmezseniz, canlı olan bir düşman ölü birini tüketerek onun yeteneklerini emebiliyor.

"Biz bunu daha taktiksel bir alana taşıyoruz, yani oyunda süper isabetliliğe ihtiyacınız yok; düşünmeniz gerekiyor," diye açıklıyor Piejko. "Oyunun ilerleyen bölümlerinde farklı düşman türleri görecek ve önce hangisini öldürmeniz gerektiğini düşüneceksiniz. Belki 'Pekâlâ, nişancı olanı öldüreceğim' diye düşüneceksiniz ama bunu yaptığınızda zırhlı olan canavar, ölen nişancının bedenini emebilir, o zaman da zırhlı bir nişancı ile savaşmak zorunda kalırsınız. Bu olasılıklar zinciri, daha fazla taktiksel karar vermenizi sağlıyor."
Ayrıca sınırlı kaynaklar nedeniyle sadece mühimmatınızı idareli kullanmak değil, aynı zamanda eşyaları dikkatli şekilde üretmek zorundasınız. Sağlık paketi ve mühimmat üretmek için aynı kaynak kullanılıyor, bu da oyunculara bir tercih seviyesi sunuyor: Yaratıkların cirit attığı bir odada mermilerinize mi güveneceksiniz, yoksa ölmemeyi mi garantiye alacaksınız?
"Bazılarımız 80'lerde büyüdük, bu yüzden bu oyun sadece hayatta kalma korku oyunları için değil (gördüğünüz gibi Resident Evil ve Dead Space esintileri taşıyor) aynı zamanda 80'lerin tamamı için kaleme alınmış bir aşk mektubu niteliği taşıyor. Hikâye temaları veya estetik yapıları gibi her unsuru ilişkilendirebiliyoruz. Bu da âdeta anılarla dolu bir dükkânda 'Şunu, şunu ve şunu istiyorum' demek gibi," diyor Piejko.
Cronos: The New Dawn, bazı korku klasiklerinin (oyunlar, filmler ve diğerleri) zekice bir birleşimi gibi hissettiriyor. Her ne kadar sadece kısa bir kesitini oynama şansı bulmuş olsam da, oyuncuların Yetimlerin birleşmiş kütleleri karşısında nasıl ter dökeceğini ve bundan ne kadar keyifli bir kaos doğacağını şimdiden görebiliyorum. Cronos'a başlarken neyle karşılaşacağımı bilmiyordum ama artık kesin olarak söyleyebilirim ki bu oyunu sabırsızlıkla bekliyorum.
Şu anda Epic Games Store'dan ön satın alım yapabilirsiniz.
